Nasıl Başladım
2000/ 2001 Akademik öğretim yılında sınıfımda doğuştan hiç görmeyen bir öğrencim olacaktı. Onunla ilk tanıştığım gün sürekli olarak onun etrafındaki insanların: ailesinin ve yardımcı öğretmeninin ona nasıl davrandığını izleyerek, o gün ben de ona o şekilde davranmaya çalıştım. Sandalyeyi bulmasına yardımcı olmak için kolundan yavaşça tutarak onu yönlendiriyorlardı, masaya çarpmaması için önünde bir masa olduğunu söylüyorlardı. Çok heyecanlıydım. Heyecanımın iki sebebi vardı: birincisi yeni bir öğrencimle tanışmanın verdiği mutluluk, ikincisi de ona dersimi öğretmek için başarılı olabilecekmiyim kaygısı.
İlk zamanlarda onun, daktilosuyla hızlı yazı yazışını, tuşların yarattığı kabartma noktacıklarla dolu bembeyaz sayfaları ve onun parmaklarının uçlarıyla inanılmaz bir narinlikle o noktaları okuyuşunu şaşkınlıkla seyrettim.
Dersimi dinliyor, katılıyordu. Ödevler veriyordum yapıyordu. Ama benim verdiğim ödevleri öğretmeni kabartmaya çeviriyordu veya evde annesi okuyordu. Öğrencim de kabartmayla yazıyor daha sonra da kabartmayla yazılmış ödevi, öğretmeni benim okuyabilmem için diğer harflere çeviriyordu.
Benim bu kabartma yazıyı öğrenmem şarttı. Öğrencimin ödevlerini ben yazmalıydım ve bana getirdiği ödevleri ben okuyabilmeliydim. Ya her zaman onu bana çevirecek bir öğretmeni bulunmazsa ya öğrencim ödevini yaptığını söyleyip futbol maçı anlatırsa? (Şaka) Öğretmeni Ayşenur'a kabartma yazıyı öğrenip öğrenemeyeceğimi sordum. Bana çok kolaylıkla öğretebileceğini söylediğinde havalara uçtum. Her harfin bir numarası vardı. Tek yapacağım bu numaraları ezberlemekti. Hemen çalışmalara başladık. Ayşenur artık benim de öğretmenim olmuştu. Öğrencimin daktilosuna bayılıyordum ama Türkiye'de bu daktilodan satın almanın pek mümkün olmadığını, yurtdışından getirildiğini ve bayağı bir pahalı olduğunu öğrendiğimde geriye yapacak tek bir şey kalıyordu:tablette yazı yazabilmek için numaralarıyla tüm ezberlediğim harf şekillerinin ters görünümünü ezberlemek.
Harfleri parmak ucumla dokunarak okumuyorum. Her harf için numaraların oluşturduğu şekilleri görsel olarak ezberledim. Bu yüzden tersten yazıp düzden okurken bir çok harfte takılıyorum. Aslında biraz daha dikkat etsem böyle bir sorun kalmayacak ama galiba takılıp Parıltı Derneği'ndeki öğrencilerime nasıl yazıldıklarını sormak hoşuma gidiyor. Bu gizli şifrenin aramızda bir köprü oluşturduğunu hissediyorum.
Günler birbirini kovaladı. Ayşenur'a elimden geldiğince ödevleri yazmasında yardımcı olmaya çalışıyordum. Çünkü sadece ödevler değil öğrencim Çağrı'nın okumak için eve götürdüğü İngilizce hikaye kitaplarının da kabartmaya çevrilmesi gerekiyordu. Bir de tabi ders kitabımızın...Ayşenur'un inanılmaz emeğinin hakkını hiçbirimiz ödeyemeyiz. Görmeyen bir öğrencinin bağımsız bir şekilde derslerini takip etmesi için tüm yazıların, kitapların ve ödevlerin kabartmaya çevrilmesi gerekmektedir. Ve bunu tabletle yazarak yapmak çok efor ve zaman gerektirir.
Herbir öğrencimin akademik başarısı ve duygu dünyasındaki mutluluğunda birazcık katkım olabilsin diye kişisel ihtiyaçlarını belirlemek, onların dünyasını tanımaya ve anlamaya çalışmak müthiş bir deneyim. Tüm çabaların sonunda öğrencilerimi bir sonraki öğretmenlerine içim rahat teslim etmek en büyük mutluluğum.
Yaşamımı zenginleştirdiği ve bir çok güzel şeye vesile olduğu için Çağrı'ya teşekkür ederim...
Ece Erdat Çekerek
İngilizce Öğretmeni
|